Basamak basamak üstüste yığılıyor düşüncelerim,
binlerce adımlık bir merdivende gibiyim; her adımda daralıyor soluğum.
Birer birer ezip geçmek istedikçe kelimeleri,
kaygan ve yapışkan mısralarda yutuyorlar birbirlerini.
Büyüdükçe büyüyorlar arkamda bozuyorlar gölgelerimin şekillerini.
Adım adım karanlığa batıyor ayaklarım,
kara-kızıl köpükler saçılıyor parmaklarımın arasından.
Kendi etimin yanık kokusu geliyor burnuma.
Koca kazanlarda kaynayan insan yığınlarında bir yerdeyim sanki.
Kokuşmuş krallara ve kraliçelere sunulacak bir hediyeyim.
Bedenimde bir soluk alımlık güç kalmış olsada,
direnmek istiyor ruhum.
Zincirleri kim çekiyor, arabaları kim yürütüyor görüyorum artık.
Adamlar, kadınlar, çocuklar....
Koyu renkli bir manzarada siyah beyaz karelere dağılıyorlar.
Yitirilmek istenmeyen yaşamlar emirlerin sesliliğinde kayboluyor.
Sırtlarda ağır yükler, vücutlarda paslı giysiler, yüzlerde isimsiz ifadeler, derinlerde kaybolan insanlıklar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder