1 Ocak 2011 Cumartesi
ARDERON - RÜYA
Ateş ve küllerin arasından yürümeye çalışıyordu Arderon. Gri küllerden ve kendi teninden yayılan yanık kokusu geliyordu burnuna. Susuzluğu onu içten içe kemirmeye başlamıştı ve nefes almak için gösterdiği çaba ciğerlerini kanatan hırıltılı bir soluğa dönüşüyordu. Olan bitene bir anlama veremediği gibi bu yere nasıl geldiğini dahi hatırlamıyordu. Dizlerinde kalan son inatla yürümeye bu yerden kurtulmaya çalışırken rüzgar engeller çıkarıyordu önüne. Binlerce insan hayatı kadar kötülük yığıyordu önüne ve kulağına düşmanca şeyler fısıldıyordu. İşte hayatın ve sevdiklerinin hayatı vermeyi reddettiği kararlar yüzünden burda, bu şekilde sona erecek diyordu. Küller sevdiği bedenler üzerinde küçük tepecikler oluşturarak mezarlarına gömüyordu onları. Arkadaşları büyük bir ateşe atılan küçük çalı parçaları gibi tutuşup külden mezarlarına düşüyorlardı. Tanımadığı ama bir ömür geçirmiş gibi hissettiği insanlarda vardı bu külden mezarlarda. Uzakta bir mezar daha gördü; küllerinin arasında alev gibi ama daha farklı parlayan bir şeyler vardı. Uykusuzluğun pençesinde kıvranan bir hasta nasıl sabırsızlıkla beklerse sabahı Arderon da o kadar sabırsızdı, bir an önce varmak istiyordu mezara. Yaklaştıkça alev olmadığını fark etti gördüğü şeyin. Alevden daha serin daha yumuşak bir şeydi gördüğü. Yanına yaklaştı ve uzatıverdi elini mezara. Elleri dokunduğu anda dokunduğu şeyin bir tutam saç olduğunu fark ederek irkildi. Küllleri sıyırdı saçlardan ve korkuyla bakan ela bir gözden başka bir şeyi kalmayan bir yüz çıktı ortaya. Geri çekildi Arderon ve koşarak uzaklaştı ordan. Koşmaya başladı, koştukça azaldı gücü ve arttı susuzluğu. Koşmak, kurtulmak için duyduğu şiddetli arzu yenik düştü yorgunluğuna ve bedeni taştan bir kütle gibi düştü kızgın toprağa. Alevler onu sardıkça sardı ve gri küller kapattı üstünü. Son nefesine yaklaştı ... “Bu da neydi böyle?” dedi Arderon odasının tavanını tanımaya çalışırken. Kabuslarının içeriği bile değişti Arderon dedi kendi kendine. Sanki belli şeyler değişiyordu içinde ve o buna engel olamıyordu. Anlayamadığı istekler duyuyordu ve onları gerçekleştirmek için yanıp tutuşması huzursuzluk yaratıyordu ruhunda. Yataktan kalktı ve yanı başındaki sehpanın üstünde durun ışığı yaktı. Loş ışıktı sigarasını buldu ve yaktı. Adeta umursamazlığı çekiyordu içine. Birçok şey düşündü; gördüğü rüyayı, alevleri, kül tepeciklerini ,rüzgarı ve kızıl saçları...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder